(via lesfemmes)

teyze sen naptın ya?

teyze sen naptın ya?

(via lonelycoast)

Adamı Değilim..

Hiç sevemedim şu kop kop müziklerini. Demetleri, Serdarları falanları filanları. Sözleri mantıksız geldi, melodileri saçma sapan gitti, çoğu zaman hep ayını gelip gitti, aynı şeyleri tekrar tekrar daha süslü bir tepside insanların önüne sunup durdular. O tip mekanlara oldum olası gıcığım. Seveni yok mu? Çok hem de.. Sevmeyin demiyorum zaten, sev kardeşim bana ne. Git kop kop mekanına kulağın patlayana kadar, karşındakine bir şey anlatacağım diye gırtlağını yarana kadar dinle müziğini. Oysa ki gitsen şöyle güzel hoş sakin “jezzler” , “blüüzler” çalan mekanlara, otursan ya da sakin sakin ayakta takılsan ellerin cebinde ya da sevdiğinin belinde. Oturduğun masada mum ışığın olsa, şarabın olsa ya da her ne içmek istiyorsan.. Çıksa sevdiğin kadınla en çok beğendiğiniz ya da ikinizin de beğendiği parça, sizin için bir şey ifade eden bir parça fena mı olur? Söyleyenin sesi kalbinizi delip geçse, gözleriniz birbirinize baka kalsa, elleriniz el ele tutuşsa, dudaklarınız kavuşmaya çalışsa ve kavuşsa hafifçe, eskiyi anar gibi, eskiyi hatırlar gibi. Gözlerinden anlasan karşındakinin hangi tarihinize gittiğini… İlk başladığınız yere mi yoksa hiç bitmeyceğinize söz verdiğiniz yere mi yoksa  kavga ettiğiniz yere mi? Sonra dönüp tekrar söyleyene baksanız, aslında baktığınızı zannetseniz.. Hala elleriniz birbirine “aaaa şurda da şunu yapmıştık” demeye devam etse de siz farkında olmasanız… Sonra bir daha dönseniz birbirnize, sevdiğinin gözlerinin parladığını farketsen ve o parıltılara beynin durmuş gibi takılsan, beynin bir anda çevreye tepki verir hale gelir gibi olduğunda bu sefer de gülüşünü görsen ve bu sefer de ona takılsan ve aklın bir daha istilaya uğrasa… Gülüşüne baksan ya sevdiğinin, aşık olduğunun… Sevsen ya gözlerinle gülüşünü… Farkında olmadan sen de gülümsesen ya ama sonra hatırlasan o gülüşlerde aslında ne acıların olduğunu, ne kavgaların başlayıp bittiğini… Ne feryatlar olduğunu, ne kadar kan döküldüğünü… O gülüşleri tekrar yerine getirmenin ne kadar zor olduğunu anlasan ya… O gülüşleri kaybetmenin yolunun çok kolay olduğunu daha da iyi anlasan ya… Çok daha iyi anlayıp inatla daha çok gülsen ya, ağzın kulaklarına geçene kadar… Sonra o da gülse ve sarılsanız ya birbirinize… Böyle ama çok güçlü sarılsanız ya, birbirinizin kemiklerini kıracakmışsınız gibi, sanki bir daha hiç sarılamayacakmışsınız gibi, elleriniz anlasa ya bedenlerinizin kıymetini, o sıcaklığın kıymetini… Sonra tekrar sarılsanız ya son defa güçlüce, çıksa ya ellerinizde damarlar sanki birbirinizin içine geçmek istiyormuşsunuz gibi… Sonra yavaş yavaş bıraksanız ya birbirnizi ama usulca kulağınıza ” Seni gerçekten çok seviyorum.. ” diyerek… Anlasa ya kulaklarınız o sözcüklerin kıymetini…

Sonra uyansanız ya rüyadan iki farklı gri ton taşıyan dünyalarınıza… 

picapixels:

すげー (Taken with instagram)

picapixels:

すげー (Taken with instagram)